3D Tasarım Tescili Nedir? Avrupa Birliği’nde Yeni Dönem ve Türkiye’deki Hukuki Durum

EUIPO’da (Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi) tescil edilen bazı tasarımlar artık döndürülebilen, incelenebilen üç boyutlu modeller olarak yayımlanıyor. Bu bir arayüz güncellemesi değil; 20 yılı aşkın süredir büyük ölçüde değişmemiş Avrupa tasarım hukukunda yapılan en kapsamlı reformun somut sonucu.

Bu yazıda üç şeyi netleştirmeye çalışıyoruz:

  1. AB’de 3D/dinamik tasarım başvurusunu mümkün kılan yasal değişiklik tam olarak nedir?
  2. Bu değişiklik hangi hukuki katmanda nasıl yapıldı — tüzükte mi, ikincil mevzuatta mı?
  3. Aynı şey Türkiye’de neden mümkün değil ve bunun için kanun değişikliği mi, yoksa yönetmelik/idari uygulama değişikliği mi gerekiyor?

1. Eski sistem: Regulation (EC) No 6/2002 (2002–2026)

AB’de topluluk tasarımı rejiminin temeli, 2002 yılında yürürlüğe giren Council Regulation (EC) No 6/2002 idi. Bu düzenlemenin tanımlar maddesinde (Madde 3(a)) tasarım şöyle tarif ediliyordu:

“design” means the appearance of the whole or a part of a product resulting from the features of, in particular, the lines, contours, colours, shape, texture and/or materials of the product itself and/or its ornamentation

Görüldüğü gibi tanım; çizgi, kontur, renk, şekil, doku ve malzeme gibi statik görünüm unsurlarına dayanıyordu. Hareket, geçiş veya animasyon gibi zamana bağlı unsurlara dair hiçbir referans yoktu. EUIPO uygulamasında başvuru sahipleri isterlerse 3D model yükleyebiliyordu, ama bu yalnızca incelemeyi kolaylaştıran teknik bir yardımcı araç olarak kabul ediliyordu; korumanın hukuki kapsamını statik görünüşler belirliyordu.

Başvurunun geçerlilik tarihi almasına ilişkin şart da (eski Madde 36(1)(c)) benzer şekilde nötr ama dar yorumlanıyordu: başvurunun, korunması istenen konuyu belirlemeye yetecek kadar açık bir “temsil” içermesi gerekiyordu. Yani resimler tescili istenen ürünü tam ve eksiksiz olarak gösterebilmeliydi.

2. Reform süreci

Reform süreci üç ayrı hukuki aşamadan oluşuyor:

  • Regulation (EU) 2024/2822 (23 Ekim 2024 tarihli, 18 Kasım 2024’te yayımlanan) — Regulation (EC) No 6/2002’yi değiştiren ana reform metni. Birinci aşaması 1 Mayıs 2025’te, temsil rejimiyle ilgili ikinci aşaması ise 1 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi.
  • Commission Delegated Regulation (EU) 2026/137 ve Commission Implementing Regulation (EU) 2026/138 (15 Ocak 2026 tarihli, 19 Mart 2026’da yayımlanan) — temsil biçimlerine ilişkin teknik ayrıntıları düzenleyen ikincil mevzuat.
  • Regulation (EU) 2026/715 (11 Mart 2026 tarihli, 30 Mart 2026’da yayımlanan) — yukarıdaki tüm değişiklikleri tek bir metinde toplayan kodifikasyon. Bu, yeni bir sistem kurmuyor; dağınık hale gelmiş mevzuatı derleyip sadeleştiriyor. 1 Temmuz 2026’dan itibaren asıl referans metin olarak bunu görebiliriz.

Yani bugün “AB Tasarım Tüzüğü” dendiğinde artık kastedilen, Regulation (EC) No 6/2002 değil, kodifiye edilmiş Regulation (EU) 2026/715‘tir.

3. Ne değişti?

A) Tasarım tanımı genişledi

Reformun en kritik değişikliği tanımlar maddesinde. Regulation (EU) 2026/715’in Madde 3(1)’i tasarımı artık şöyle tanımlıyor:

…including the movement, transition or any other sort of animation of those features

Yani eski tanıma hareket, geçiş ve animasyon unsurları eklendi. Bu, kozmetik bir ekleme değil: hukuki koruma artık yalnızca “bir cismin göründüğü hal”i değil, “bir cismin zaman içinde nasıl davrandığı”nı da kapsayabiliyor. MP4 formatının (animasyon/geçiş gösterimi) hukuki bir dayanağı olması için bu değişiklik gerekli idi. Ayrıca “ürün” tanımı da fiziksel nesnelerle sınırlı olmaktan çıkarılıp dijital/sanal ürünleri de (grafik arayüzler, sanal ortam unsurları gibi) kapsayacak şekilde genişletildi.

B) Başvuru temsiline ilişkin şart aslında değişmedi — ama artık farklı yorumlanıyor

Burada dikkat edilmesi gereken ince bir nokta var. Başvurunun geçerlilik (filing date) kazanması için gereken şart — “sufficiently clear representation of the design which permits the subject matter for which protection is sought to be determined” — hem eski hem yeni metinde neredeyse aynı ifadeyle yer alıyor. Madde numarası aynı kaldı (36(1)(c)) ve kodifiye metinde de bu içerik korundu.

Yani kanun koyucu formatı değil sonucu düzenlemeyi tercih etti: “yeterince açık bir temsil” ne demektir sorusunun cevabını tüzük vermiyor, EUIPO’nun ikincil mevzuata dayanan uygulama kararlarına bırakıyor. Bu, reformun asıl teknik hamlesinin nerede yapıldığını gösteriyor: tüzüğün kendisinde değil, uygulama tüzüğünde.

C) OBJ/STL/MP4’ü asıl mümkün kılan metin: Implementing Regulation (EU) 2026/138

3D dosya formatlarının hukuki dayanağını burada buluyoruz. OBJ, STL veya MP4 gibi dosya uzantıları Regulation (EU) 2026/715’in içinde doğrudan geçmiyor. Bunlar, Implementing Regulation (EU) 2026/138’in temsil kurallarını düzenleyen maddesinden çıkarılıyor. İlgili hüküm, başvuruya konu tasarımın temsilinin statik, dinamik veya animasyonlu olabileceğini ve çizim, fotoğraf, video, bilgisayar görüntüleme veya bilgisayar modellemesi dahil olmak üzere genel olarak erişilebilir herhangi bir teknikle yapılabileceğini öngörüyor. Bu çerçevede EUIPO, dinamik/3D gösterim için OBJ ve STL dosyalarını, animasyonlu gösterim için ise MP4 formatını kabul edilebilir temsil araçları olarak uygulamaya koydu. Bunun açıklamasını Data Carriers başlığı altında burada görüyoruz.

Burada hukuki mimari şu şekilde özetlenebilir:

Katman Hangi soruyu cevaplıyor Örnek
Regulation (EU) 2026/715 (temel tüzük) Tasarım nedir, korumanın kapsamı ne olabilir? Madde 3(1) — hareket/animasyon tanıma dahil
Implementing Regulation (EU) 2026/138 Bu kapsam hangi teknik formatlarla belgelenir? Statik/dinamik/animasyonlu temsil, OBJ/STL/MP4
EUIPO uygulama kılavuzları Format teknik olarak nasıl yüklenir, hangi kalite/boyut şartları aranır? Guidelines, e-başvuru sistemi teknik şartnamesi

Bu üç katmanlı yapı bilinçli bir tercih: format teknolojisi değiştikçe (örneğin ileride hacimsel/volümetrik gösterim gibi bugün henüz standart olmayan teknikler ortaya çıkarsa), tüzüğü değiştirmeye gerek kalmadan EUIPO bunu ikincil mevzuat veya uygulama kararlarıyla sisteme dahil edebiliyor.

D) İnceleme mantığında ciddi bir değişiklik yok

Maddi inceleme kriterleri reformdan bağımsız olarak esasen değişmedi. EUIPO hâlâ şunlara bakıyor:

  • Temsil, korunması istenen konuyu açıkça ortaya koyuyor mu?
  • Başvuruda tek bir tasarım mı gösteriliyor (farklı görünüşler/formatlar arasında tutarlılık var mı)?
  • Koruma istenmeyen unsurlar “visual disclaimer” (görsel çekince) ile ayrıştırılmış mı?
  • Başvuru kamu düzenine aykırı mı?

Yenilik ve ayırt edici nitelik incelemesi ise eskiden olduğu gibi ve bizden farklı olarak başvuru aşamasında re’sen yapılmıyor; bu konular esas olarak hükümsüzlük prosedüründe tartışılıyor. Yani reform, “neyin inceleneceğini” değil, “hangi teknik araçlarla temsil edilebileceğini” değiştiriyor.

4. Türkiye’de durum ne?

A) Kanun seviyesinde açık bir engel yok

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 55. maddesinde tasarım: “ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünüm”ü ifade ediyor. Bu tanım, eski AB tanımına yapısal olarak çok benziyor: statik görünüm unsurlarını sayıyor ama “fotoğrafla temsil zorunludur” gibi bir format şartı içermiyor.

Başvuru unsurlarını düzenleyen 61. madde de benzer bir esneklik taşıyor: başvuruda “tasarımın görünümünü yansıtan ve yayım yoluyla çoğaltılmaya elverişli görsel anlatım” bulunması gerektiğini söylüyor. Kanun metni “fotoğraf”, “çizim” ya da belirli bir dosya biçimi şart koşmuyor; sadece görünümün açık şekilde ortaya konmasını arıyor. Bu, bize göre AB’nin eski ve yeni metinlerinde de görülen “formatı değil sonucu düzenleme” mantığına aslında oldukça yakın bir ifade tarzı.

Dolayısıyla, salt kanun lafzına bakıldığında, Türkiye’de 3D veya dinamik temsille başvuru yapılmasını engelleyen açık ve kesin bir yasak göremiyoruz. Ancak bu tespiti aşağıdaki (D) bölümünde önemli bir çekince ile sınırlandırmamız gerekiyor.

B) Asıl engel: idari uygulama ve elektronik altyapı

Sorun kanunda değil, daha alt seviyedeki düzenleme ve uygulamalarda olabilir. TÜRKPATENT’in resmî başvuru kılavuzları ve çevrimiçi başvuru sistemi, görsel anlatımın JPEG formatında, belirli santimetre/piksel aralıklarında (örneğin 8×8 cm ile 16×16 cm arası) sunulmasını şart koşuyor. Bu, Tasarımlar Yönetmeliği’ne dayanan idari bir uygulama şartnamesi; kanundan kaynaklanan bir yasak değil.

Yani bugün Türkiye’de bir OBJ, STL ya da MP4 dosyası yükleyememenizin nedeni, SMK’nın “tasarımın illa fotoğrafla temsil edilmesi gerekir” demesi değil; e-başvuru sisteminin ve buna bağlı idari düzenlemelerin yalnızca statik görüntü formatlarını kabul edecek şekilde kurgulanmış olması olarak görünüyor. Bu noktada bu açıklamanın kişisel bir değerlendirme olduğunu ve tartışılmaya açık olduğunu belirtmek gerekir.

C) Bu, AB’nin izlediği yoldan farklı mı?

Aslında hayır — sadece AB bu yolu tamamladı, Türkiye ise henüz başlamadı. AB’de de kanun (tüzük) düzeyinde yapılan tek büyük değişiklik tanım maddesiydi (hareket/animasyon eklenmesi); asıl teknik format çalışması ikincil mevzuat ve uygulama kılavuzları seviyesinde yürütüldü. Türkiye için de teorik olarak benzer bir yol izlenebilir— ama aşağıdaki (D) bölümünde göreceğimiz gibi, bu paralellik yalnızca statik 3D temsil için tam olarak geçerli:

  • SMK’nın 55. ve 61. maddelerinde köklü bir değişikliğe muhtemelen gerek olmadığı görüşündeyiz, çünkü mevcut ifadeler zaten formata atıf yapmıyor.
  • Asıl ihtiyaç, Tasarımlar Yönetmeliği‘nde ve TÜRKPATENT’in başvuru kılavuzlarında kabul edilen dosya formatlarının (statik görüntünün yanına dinamik/3D ve animasyonlu temsilin) eklenmesi yani yönetmelik değişikliği.
  • Buna paralel olarak e-başvuru teknik altyapısının OBJ/STL/MP4 gibi formatları işleyebilecek şekilde güncellenmesi.

D) Ayrım şart: statik 3D nesne ile animasyonlu/dönüşen tasarım aynı kategori değil

Yukarıdaki tespit önemli bir noktayı gözden kaçırıyor olabilir. AB reformunun tanım maddesinde yapılan asıl değişikliğe daha yakından bakınca bunu görüyoruz: eski AB tanımı da (Reg. EC 6/2002 m.3(a)) SMK m.55 gibi “in particular” / “gibi” ifadesiyle örnekleyici, kapalı olmayan bir liste kullanıyordu. Buna rağmen AB kanun koyucusu, hareketi/geçişi/animasyonu korumanın konusu haline getirebilmek için bunu açıkça tanım maddesine eklemeyi tercih etti (Reg. 2026/715 m.3(1)). Reform öncesinde EUIPO animasyonlu tasarımları da bir ölçüde kabul ediyordu, ama bunun yolu yalnızca hareketin belirli anlardaki statik karelerini (en fazla yedi görünüş) yüklemekten ibaretti (örnek); hareketin kendisi korumanın konusu değildi. Yeni rejimde ise artık animasyonun/geçişin kendisi korunan görünümün bir parçası sayılabiliyor.

Bunun Türkiye açısından anlamı şu olabilir:

  • Statik bir 3D nesnenin (örneğin döndürülebilen ama hareket etmeyen bir ürün modelinin) OBJ/STL ile temsil edilmesi, korunan konunun kapsamını genişletmiyor — sadece gösterim biçimini değiştiriyor. Bu nedenle SMK m.55/m.61’in mevcut, formata atıf yapmayan ifadesiyle uyumlu olabilir; yalnızca yönetmelik/idari altyapı değişikliği yeterli görünüyor.
  • Hareket eden, bir formdan diğerine geçen veya zamana bağlı olarak değişen bir tasarımda ise durum farklı olabilir: burada korumanın konusu, ürünün belirli bir andaki görünümü değil, zaman içindeki davranışı. SMK m.55’in mevcut listesi (çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme, yüzey dokusu) yalnızca statik unsurları sayıyor; “hareket” veya “geçiş” bu kategorinin doğal bir uzantısı olarak okunabilir mi, yoksa ayrı bir unsur mu sayılmalı, bu tartışmaya açık. AB’nin neredeyse aynı yapıdaki eski tanımını yetersiz görüp açıkça değiştirmiş olması, bu yönde güçlü bir emare olarak okunabilir.

Bu nedenle, TÜRKPATENT sadece dosya formatı olarak MP4 kabul etmeye başlasa bile, animasyonun/dönüşümün kendisinin korumanın kapsamına girip girmediği belirsiz kalabilir — ve bu belirsizliği gidermek için muhtemelen sadece yönetmelik değil, SMK m.55’in tanım kısmında da bir değişiklik gerekebilir. Bu kısımda vardığımız sonucu bir görüş olarak sunuyoruz; kesin bir hukuki tespit değildir.

Sonuç

Tasarım korumasının kapsamını artık statik bir JPEG mi, yoksa döndürülebilen ve zaman içinde davranışı olan gerçek bir dijital model mi belirleyecek — bu soru, önümüzdeki yıllarda tasarım hukukunun en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya aday.

Türkiye açısından bu tartışma iki katmanlı görünüyor: statik 3D temsil için önümüzdeki engel muhtemelen kanunda değil, yönetmelik ve elektronik altyapı seviyesinde — nispeten daha hızlı çözülebilecek bir engel. Animasyonlu ve dönüşen tasarımlar içinse mesele muhtemelen daha derinde; SMK’nın tasarım tanımının bu tür zamana bağlı unsurları kapsayıp kapsamadığı, kanun değişikliği gerektirebilecek ayrı bir tartışma başlığı olarak duruyor.

 

Bu yazı; Regulation (EC) No 6/2002, Regulation (EU) 2024/2822, Regulation (EU) 2026/715, Commission Implementing Regulation (EU) 2026/138, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve TÜRKPATENT başvuru kılavuzlarının kamuya açık metinlerine dayanılarak hazırlanmıştır. Somut bir başvuru veya uyuşmazlık söz konusu ise mutlaka bir sınai mülkiyet vekili veya avukata danışılmalıdır; bu yazı hukuki görüş niteliği taşımaz.

Call Now Button